Sitemizden Yararlanabilmek için Lütfen Üye olun....!!!!

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Ekin Çemberleri ve Ekin Çemberleri İle İlgili Bilinmeyen Bilgiler

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
BİLİMİ ÇARESİZ BIRAKAN ÇEMBERLER
Dünyayı ayağa kaldıran, efsanenin gerçeği örtmesine, İblisin bilimi hiçe saymasına neden olan, UFO´cu, Satanist ve cincilere zafer çığlıkları attıran gizemli tahıl çemberlerinin sırrı:
İşte muzip insan zekasının; insanlığın aklını çıkmaza soktuğu, gerçek bir olay. Gizemli olaylar, akıl almaz gelişmeler, evrenin sınırlarını zorlayan iddialar, tıkanan bilimsel araştırmalar, ortaya atılan akıl dışı tezlere iman edenler... Ve yıllar sonra bir itirafla ortaya çıkan, tüm tahminlerin ötesinde basit bir çözüm...



Yaşar İliksiz’in haberi




1970’lerin başlarında ilkel şekilleriyle görülmeye başlayan gizemli daireler, öylesine büyük ilgi gördü ve infial uyandırdı ki, 1990’lara gelindiğinde Çin ve Güney Afrika hariç hemen hemen dünyanın her yerinde bu şekillere rastlandı. (Efsaneler daha sonra bu gizemli şekillerin ilk ortaya çıkış tarihini1670’lere kadar indirmeyi başardı (!))

Sayıları çığ gibi artan gizemli tahıl çemberlerinin sırrı üzerine geliştirilen teori ve efsanelerin sayısı aynı hızla katlanarak günümüze kadar geldi. Bu gizemli ve sırrının hâlâ çözülemediği iddia edilen çemberler, pek çok filme ve romana konu olmaya devam ediyorlar.

Peki gerçekten bu çemberlerin sırrı çözülemedi mi? İddia edildikleri gibi olağanüstü, insan gücü ve zekasının ötesinde; cin, peri, şeytan ya da uzaylıların işi miydi bu şekiller?



Cevabı; ve bu cevabın, basın ve yayın aleminde kendisine neden yer bulamadığını en sona bırakıp, önce efsanenin ve İblisin gücünü görelim.

Çemberlerin bilimsel tarihi seyrine bir göz gezdirip, bilimsel gerçekleri yalanlayan tarihi tezlere bir göz atalım ve son olarak ‘basının ve alternatif bilimcilerin hiç ciddiye almak istemedikleri o basit çözümü görelim

SHYAMALAN’IN İŞARETLERİ

Son olarak Hollywood´un zeki ve başarılı yönetmeni M. Night Shyamalan, bu konuyu İşaretler filmine konu edindi. Zeki yönetmen, bu işaretlerin arkasında uzaylı arayanları haklı çıkartırken, Kilise´nin beyaz perdeye kurduğu hakimiyetin etkisi göz ardı etmeyerek, Hıristiyanların ağzına da bir parmak bal çaldı.



İnançsız bir rahibi yeniden Tanrı ile buluşturan Shyamalan, bilimsel gerçekleri bilen azınlık bir grup hariç herkesi memnun etmeyi başardı.



Altıncı His, Köy ve Ölümsüz filmleriyle Hollywood´un en dikkat çekici yönetmenleri arasına gelen M. Night Shyamalan’ın filminde, sıradan bir çiftçi olan Graham Hess´in (Mel Gibson) hayatı, bir gece tarlasına yapılmış garip dev işaretlerden oluşan mesajla değişiyor, Kardeşi Merrill (Joaquin Phoenix) ile birlikte gizemi araştıran Graham, çok şaşırtıcı ve inanılmaz olayların içinde kalıyordu. Ölen bir kadının geleceği kurtaracak olan kehanetleri, uzaylılardan korunma yöntemlerini dile getiren ve gotik çağın şeytan kovma yöntemlerini anlatan zırvalarından farkı olmayan resimli bir kitabın rehberliği, Kilisenin Tanrısı’nın yüceliği ve kaderin tecellisinin, tıpkı gizemli tahıl daireleri gibi şekiller gibi içe geçip armonik bir güzellik ortaya çıkartması yönetmenin sanat gücünü ispata yetiyor.
Tabi yönetmen sanatının gücüne, Hollywood’un asla taviz veremediği din sömürüsünü de sos olarak katmayı ihmal etmeyerek zekasının gücüne, kilisenin hayır duasının da ekliyor ve Hıristiyan kökenli mistik mesajlarla seyircinin inanca saygı beklentisini ustaca karşılanıyordu.



Hollywood filmlerinde bilime saygının bir önemi yok, çünkü bilim adamları halkı, Kilise gibi galeyana getirip filmin ticari başarısına engel olacak güce henüz ulaşabilmiş değiller.



FİLM GİBİ BAŞLADI GERÇEK İŞARETLER EFSANESİ




Aslında dünya bilim tarihini uzun süre açmaza alan ve ‘ölümsüz efsanelerin’ doğumuna yol açan gerçek olaylar zincirinin başlangıcı da tıpkı Shyamalan’ın filmindeki gibiydi. Bir sabah tarlasında ekinlerinin büyük bir kısmının ezilerek yan yatmış olduğunu gören bir çiftçinin öfkesini yendikten sonra, tarlasında dev bir daire şeklinin oluştuğunu fark etmesiyle başladı her şey.



Daha sonra gökyüzünde uçan pilotların şeklini en net seçebildiği garip dairelerin ilkiydi bu. Görülen ilk daireyi fazla insanın duyması mümkün olamadı. Sadece kasabada bir heyecan oluşturmaya yetti. Ama ikinci, üçüncü ve daha sonra hiç sonu gelmezcesine devam eden şekiller zinciri sadece kasabayı değil tüm dünyayı ayağa kaldırmaya yetti. Ağustos 1981’de araştırmacı Pat Delgado, basın organlarına, Winchester yakınlarındaki Cheesefoot Head’de bir mısır tarlasında birtakım esrarengiz çemberlerin ortaya çıktığını bildirdi, olay önce İngiltere’de ardından da tüm dünyada büyük yankı uyandırdı...

AMAÇ SIRRI ÇÖZMEK Mİ, GİZEMİ BÜYÜTMEK Mİ?



1990’larda Büyük Britanya’nın güneyindeki kırsal kesimler futbol sahası büyüklüğünde dev ve garip şekillerle dolmuştu. Birbirine teğet, eksenle bağlı, paralel kesilmiş acayip dairesel ve geometrik şekiller istila etmişti adeta tüm dünyayı ve herkes bu dairelerin nasıl oluştuğuna dair bir yanıt arıyordu. Gerçi daha sonra sır çözüldüğünde anlaşılacaktı ki gerçekte aranan şey dairelerin nasıl oluştuğuna dair bir yanıt değil, asla kanıtlanmaması istenen bir gizem oluşturup, insanların doyumsuz merakını alabildiğince sömürebilmekti....



Bu gizemli şekiller ilk kez 1980’de, yerel İngiliz gazetesi Wiltshire Times tarafından “Ekin (Tahıl) Çemberleri” olarak adlandırıldı. Ekin çemberleri buğday, arpa, çavdar, yulaf, pirinç gibi farklı ürünlerin yetiştiği tarlalarda ortaya çıktığı gibi, nadiren de sebze ekili alanlarda, ağaçlık arazilerde, hatta kar üstünde bile görülebiliyordu. Tahıl tarlalarında, genellikle ekinlerin olgunluğa eriştikleri hasat aylarında daire mahsulleri verimli oluyordu. Çemberler şekilden şekile farklılık gösteriyor ve çapları 5 ile 220 metre arasında değişiyordu. Büyüklerin uzunluğu 280 metreye ulaşabilmekte ve yaklaşık 10.000 metrekarelik bir alanı kaplayabilmektedirler.



TURİZM SEKTÖRÜ VE MEDYA İÇİN BULUNMAZ NİMET




Turistler akın akın şekillerin bulunduğu bölgeye geliyor, ellerindeki kameralarla hararetli şekiller çiziyorlardı. Kızıl ötesi dürbünlerle gece tarlalarda nöbet bekleyenler dahi vardı. Dünyanın her yerinden yazılı ve elektronik basın yayın organları şekillerin sorumlusunun kim olduğuna dair haberlerle rayting ve tirajlarını artırıyorlardı. Tarlalardaki şekillerin uzaylıların işi olduğunu iddia eden kitaplar yok satıyordu.

KRALİYET AJANLARI GÖREV BAŞINDA

İngiltere Meclisi de dairelerin doğurduğu krizden nasibini alıyordu. Kraliyet ailesi konuyla ilgili özel araştırmalar başlatmıştı.





Savunma Bakanlığı´nın bilimsel danışmanı olan Lord Solly Zuckerman konu hakkında bir rapor hazırladı ama elle tutulur, tatmin edici bir açıklama yapması mümkün olamadı.



Kraliyet ailesine gelen bilgilere göre Tapınak Şövalyeleri ve benzeri gizli topluluklarda işin işine girmişlerdi. Olayda hayaletlerin hatta Satanistlerin parmağı bile vardı!




İşin içinden çıkamayan İngiliz Savunma Bakanlığı gerçekleri bildiği halde açıklamamakla suçlanıyordu.



O günlerde birkaç biçimsiz şeklin bizzat ordu tarafından yapıldığı iddiası üzerine medya yayın organları tarlalara hücum ediyordu.

MAGAZİN BASINI İŞE EL ATARSA...



Haberciler ordusu sahte şekillerinin sırrının peşinde iken, magazin basını daha ileri bir adım attı. Daily Mirror en büyük rakibi olan Daily Ekspres’i alt etmek için bir çiftçinin oğluna para vererek özel tasarladığı beş adet daire yaptırdı. Ekspres ise yediği golü, daha sonra hile ortaya çıkınca, ‘biz sahte daire yapmadık’ diye lehine çevirmeyi ihmal etmedi.

“GİZEMCİ VE UFO BİLİMCİLERİN ZAFER ÇIĞLIĞI”



Wiltshire’ın Alton Barnes bölgesindeki Milk Hill’de ortaya çıkan ve “Galaksi” adı verilen ekin çemberi oldukça özel bir işaretti. Bu işaret, bir spiral içine kusursuz bir biçimde yerleştirilmiş 400 çemberden oluşuyordu. 450 metre uzunluğundaki şeklin içindeki çemberlerin çapları, 30 cm ile 21 metre arasında değişikli arz ediyordu.. 400 çemberden bazılarının çapı 20 metreyi geçtiği için, bu şeklin bir gecede oluşturulabilmesi için her 30 saniyede bir tane çember çizilmiş olması gerektiği hesaplanıyordu. Ki bu sürenin de sadece düzleştirme için harcanacak zamana eşit olduğu ileri sürülüyordu. Bu rakamlar oluşum sınırları zorlamaktaydı ve geleneksel açıklamaların bu noktada yetersiz kalacağı ileri sürülüyordu. Yani işin içinde insanlığın dışında bir parmak olduğu ‘kanıtlanıyordu’.


Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Hampshire’lı araştırmacı Karen Douglas “Bu işaret gerçekten müthiş. Herkes, bu oluşumların aldatmaca olduğunu söyleyenler bile, bu seferki çemberin muhteşemliğini inkar edemiyor. Muhteşem büyüklüğü ve karmaşıklığı ile o diğerlerinden çok farklı. Daha önce de büyük ekin çemberleri gözlemlenmişti fakat hiçbiri yüzlerce çemberden oluşmuyordu. Bu oluşum insanları gerçekten de hayrete düşürdü.” diyerek ‘gizemci ve Ufologların’ zaferini ilan ediyordu.



Yoksa gerçekten bazılarının iddia ettiği gibi bu şekiller gerçekten uzaylıların bıraktığı işaretler miydi?



“BİLİMİN ÇEMBERLE İMTİHANI”





Ekin çemberlerinin mükemmel geometrik tasarımları insanları, bunların nasıl yapıldığını araştırmaya itiyordu. Bu esrarengiz şekillerin nasıl oluştuğu hakkında sayısız teori üretilmiş olsa da bunların pek azı ikna ediciydi. En doyurucu ve tatmin edici izahlar ‘akıl ötesini’ araştıran uzmanlardan (!) geliyordu. Çemberleri cinler, şeytanlar ya da uzaylılar yapıyordu. Çünkü insan aklı bu çemberleri yapamayacak kadar acizdi...




Olup bitenlerin bizimle iletişim kurmaya çalışan ‘ötekilerin’ marifeti olduğu fikri ağırlık kazanıyordu. Kimilerine göre cinlerin ve şeytanların işiydi bu daireler. Hatta uçuk tezler öne sürüp dünyanın kendisine yapılan işkencelerden bıkıp mesaj verdiğini öne sürenler dahi çıktı. Ama genel kanı bizimle geometrik şekiller vasıtası ile iletişim imkanı arayan uzaylıların işi olduğu yönündeydi.

Resmen bir ´tahıl daireleri´ bilim dalı oluşmuştu. Rakip gruplar birbirinin yöntemlerini sorguluyor, birbirlerini yetersizlikle suçluyor ve birbirlerine gözdağı veren yorumlar yazıyorlardı. Bu esnada tespit edilebilen tahıl dairelerin sayısı da bini aşmıştı.

Şekiller Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Bulgaristan, Macaristan, Japonya ve Hollanda da görülüyor ve büyük tartışmalar doğurup, uzaylıların bizi ziyaret ettiğine dair yorumlara hız kazandırıyordu.

Yapılan tüm gözlemlere rağmen tarlalara bir tanecik olsun uçan daire indiğine dair tek bir kanıt bulunamıyordu. Ama komplo teorisi uzmanları ‘Mars’taki yüz (bizde aydaki yüz olarak da bilinen görsel yanılsamanın bir türevi) ile şekillerin bağlantısını kurabilecek kadar zeka kıvılcımları ortaya sermeye devam ettiler...

BİLİM ADAMLARIYLA ALAY EDEN ÇEMBERLER



Bazı araştırmacılar ise, bilimsel metottan taviz vermiyor, meydanı UFO bilimci, ‘ruhçu’ ve cincilere bırakmamak için akıl yürüterek çemberlerin gizemini çözmeye çalışıyorlardı. Şekillerle ilgili ‘bilimsel temelli’ bir çok görüş öne sürüldü.



Kimileri ekin çemberlerinin oluşumunda anormal hava koşullarının etkili olduğunu iddia etti, kimileri ise bu şekillerin belli bir alan üzerinde yoğunlaşan alçak ses frekansları tarafından oluşturulmasının mümkün olduğunu ileri sürdü.



Biraz bilimsel eğitime sahip olan meraklılar, tarlaları inceleyip, hipotezler ortaya atarak, sadece bu konuya ayrılmış dergiler bile çıkarttılar. Şekiller, ‘dikey burgaçlar’ adı verilen garip hortumların, hatta daha da ilginç yapıdaki ‘halka burgaçların’ işi olabilirdi.

Japon bilim adamları, olaya plazma fiziğinin yol açıp açmadığını belirleyebilmek için laboratuar ortamında küçük ölçekli simülasyonlar gerçekleştirmeyi bile ihmal etmediler.




Ancak, her ne hikmetse bilimsel teoriler akılcı çözümler öne sürdükçe, daireler de şekilsel değişiklikler gösteriyordu. Görünen oydu ki, uzaylı, cin, iblis ya da her ne ise bu çemberlerin banileri bilimsel araştırmaları sıkı takip ediyor ve bilim adamlarını madara etmeye kararlı görünüyorlardı.



Yeni versiyon çemberler üzerinde meydana gelen değişiklikler, meteorolojik ve elektriksel açıklamaların zorlama olduğu ortaya çıkarıyor ve gizemini koruyan şekillerle ilgili efsaneler daha büyük güç kazanarak, kulaktan kulağa yaygınlık kazanıyordu.



‘ALTERNATİF BİLİM’ EFSANELERİ

Bilim adamlarının akıl ve mantıkla çözemediği bu oluşumlar, kendilerini ‘alternatif bilimciler’ olarak lanse eden, ‘cinci, falcı, ve uzaylı bilimcilerin’ ekmeğine yağ sürüyordu.



Onlara göre, bu çemberler, “O kadar gelişmiş ve komplike tasarımlara sahiplerdir ki, bu birdenbire beliren devasa ve kusursuz şekillerin insan yapımı olabileceğini düşünmek imkansızdı. Bunun kanıtlanması için, bu şekillerin bazıları kopya edilmeye çalışılmış, fakat küçük bir daire bile düzgün yapılamamıştı.



Şekiller zamanla daha da karmaşıklaşmış; DNA spiralini temsil eden şekillerden, oldukça komplike matematiksel figürlere kadar uzanan bir çeşitlilik göstermişti. Bu yüzden ekin çemberlerinin sahtekarlık ürünü olduğu teorisi de bu şekillerin oluşumunu açıklamakta yetersiz kalmaktaydı. Bu konuda en çok destek gören ve artık kabul edilmesi imkansız olan görüş; bu şekillerin dünyamızı ziyaret eden insan dışı zeki varlıklar tarafından yapıldığı görüşüydü ve insanlar buna iman etmeliydi. İnkarın etmek inançsızlıktı...

Alternatif bilimcilere göre, münkirler, UFO olaylarını örtbas etmeye çalışıyordu. İstihbarat birimleri gerçeği halktan gizlemek için, kamuoyunu yanlış yönlendiriyor ve bilgi kirliği oluşturuyordu. Tek amaçları bu oluşumların insanlar tarafından sahtekarlık amaçlı yapıldıklarını kabul ettirmekti....



Yani açıkça buyuruluyordu ki, ‘Ey ötekilere iman edenler, günün birinde bu şekillerin insanlarca yapıldığı iddia edilebilir, aman imanınızda o zaman bir sarsılma olmasın’

ÇEMBER UÇMAZ MÜRİT UÇURUR

Aşağıda yer alan iddiaların hiç biri bilimsel olarak kanıtlanamadı ve polisiye kayıtlarda yer almadı. Ama zaten bilim ‘gayba’ düşmandı ve gizli istihbarat örgütleri de garip gerçekleri halktan gizlemeye programlıydı. Dolayısıyla bu bilgiler polis katıtlarına yansımış olsa bile silinmesi zordeğildi. Bu yüzden bilimin ve resmi makamların bu olayları reddetmesi bile, aslında bu olayların gerçekliğinin temel kanıtı idi (!). Bu kanıt göstermeye gerek duymama özgürlüğü nedeniyle iddialar, kendisine rahat pazar buluyor ve günden güne inananı artıyordu.(Bu taktiğin, bölgemizde cin çıkartan hoca ve ermiş(!) kadınlarca, bilim ve din alimlerine karşı aynen kullanılıtor olması da ayrıca dikkate değerdir)

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz