Sitemizden Yararlanabilmek için Lütfen Üye olun....!!!!

Bağlı değilsiniz. Bağlanın ya da kayıt olun

Türkiye de Farklı Satanizm Yaklaşımları (Birinci ve İkinci Ekol)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Aşağıda göecek olduğumuz ve Türkiye'ye ait olan iki Satanist

yaklaşım şimdiye kadar gördüklerimizden de, bilinen Satanizm şekillerinden de oldukça farklı. Bunların dünyada tek olup, yeni birer




ekol oluşturduklarını iddia etmiyorum. Alında bu ekoller, Satanizm

türlerini anlattığım "Eski dine dönüş yanlıları" başlığı ile verdiğim türe çok yakınlar. Dünyanın değişik bölgelerinde benzer be hatta

tamamen aynı fikirde olan bir çok Order var fakat bunlar Satanizm denilince hemen akla gelen Order'lar değil. Ayrıca çoğu Satanizm'le
değil Pagan dinlerle veya Witchcraft ile ilgili kovanlar. Sonuç olarak aşağıdaki satanist kesimler en azından Türkiye'de bilinen
Satanizm'e yeni bir bakış ısı getirmektedirler.
Söz konusu iki kesim ya da bunlara ekol demek daha doğru olur,göreceğiniz iki ekol, yukarda anlatılan Kompleks Satanizm'i ve
Popüler Satanizm Satanistlerinden kalın bir çizgi ile ayrılmalıdırlar.
Herşeyden önce bu ekollerin izleyicileri belli bir yaşın üzerinde, iş
güç sahibi olan, çevremizde ya







şayan insanlardır. Bu ekoller şimdiye

kadar asla söz konusu olmadılar ve medya önünde tartışılmayı da istemezler. Onlarınki, isterseniz sapık inanç deyin fakat sapık veya

değil, bir inanç sistemidir. Her iki ekolün de ancak uzun deneme ve

güvenilirliğine karar verdikten sonra başka kimselere açıldıklarına
209
inanıyorum. Kendi inançlarını, varsa ayinlerini ve yaşama tarzlarını da









zamanı gelmeden ortaya çıkartmamaya kararlılar. Her iki grup

aslında birbirlerini tanımazlar. Yukarda anlatılan Kompleks Satanizmi

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
türü Satanistler ve Popüler Satanistler birbirleri ile ilişki ve etkileşim içindedirler fakat aşağıdaki ekollerin her biri diğer üç kesimle ilişkisiz ve iletişimsizdir. Benzer noktaları çoktur ve her iki
grup da gerek okültizm konusunda, gerekse bu kitaptaki, buraya kadar anlatılan şeyler konusuda geniş bilgiye sahiptirler.
Bu iki ekol de, kendilerine bir isim yakıştırmadıkları için ya da
yakıştırmışlarsa, bunları ben bilmediğim için, onlara birer isim
uydurarak, istemeden isim babaları olmak istemediğim için burada
sadece Birinci ekol ve İkinci ekol isimleri ile bahsediyorum.








Alıntı:Bülent Kısa


--------------------

BİRİNCİ EKOL




Bunlar daha çok Anti dinci yani Anti Yahudilik, Anti Hıristiyanlık ve




Anti Müslümanlık görüşünde olan ve Satanizm çerçevesi içinde toplanıp, Satanizm'i benimseyen kimselerdir. Bu ekol İstanbul'da

merkezlenmiştir ve başka yerlere yayıldıklarını pek zannetmiyorum.

Okült ve dinsel konularda çok güçlü ideologları vardır. Kendileri ile kontak kurabilmem çok yeni olduğu için haklarında fazla bir
dökümana ve bilgiye sahip değilim. Bilinen herşey burada yazıldığı
kadardır.









Bu kitabın hazırlanışı sırasında kendilerine yazarak, ekollerini ifade

edebilecek bir isim verip, veremiyeceklerini, sordum. Aslında böyle



bir şeye gerek olacağını hiç düşünmemişler. Aldığım cevap aynen aşağıdadır.

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
izler, madde evreninin, metafizik katlar
ın yansıması olduğuna

inanıyoruz. Herşeyin aslı, özü, üst boyutlarda. Siz de birokültist olarak bunları iyi bilirsiniz.
Bu nedenle evrenin yaratılışı da aynı bebeğin yaratılışı gibi. Bir diğer deyişle bebek, evren yaratılışının benzer yöntemi ile oluşmakta. Bebek nasıl bir erkek ve bir dişi ile yaratılıyorsa,
evren de aynı mantık ile oluştu. Bir dişi, bir erkek ilksel gücün birleşmesi ile. İÖ. 6000 tarihli kozmogonilerden başlayarak
tüm inanışların temel düşüncesi zaten buydu, ama adı geçen
gerçek, tek tanrılı dinler ile unutturuldu. Evren yaratılmışken,
bir alt tanrı, bir vampir tanrı, bir çeşit labortuarda yaratılmış
doğa dışı bir enerji, dişi ve erkeğe savaş ıyor ve yenerek





evreni ele geçiriyor. Yönetebilmek için her şeyi bölüyor (Bu şünceler de birçok eski paganist inancın temelini oluşturur).
Böylece yeniden biçim veriyor ve yaratıcıyım diyor. Dişi ve erkek tanrı yenik oldukları için dünyaya ve insana kolay
ulaşamıyorlar; çünkü insanın çevresi şeytanın (günümüzün tanrısı) öğretisi ve böylece uyandırılan, güçlendirilen gücü ile
sarılı.
Onu yenmenin yolu insanın doğal içgüdüleri -doğal yapısı- ile yaşaması. Bu nedenle cinsellik
önemli. Böylece perde yırtılıyor ve gerçeklik insana ulaşıyor.
Yaratıcı erkek ilkeye ilk mağra insanından (İ.Ö. 8000) beri tapılıyordu. Çatalhöyük'de görülen boynuzlu tanrı o. Kimi zaman keçi, kimi zaman boğa boynuzu ile tapılıyor. Hep insana
yardımcı. Seksüel, güçlü, iyi. Tek tanrılı dinler şeytan diye onun özelliklerini bozup insanı korkuttular.

Tanrıça da Çatalhöyük'tan beri her inanışta var. Besleyici, ana, seksi, hoşgörülü, şefkatli, uyarıcı. Satanistler -bize göresadece




boynuzlu tanrıya inanıyorlar; biz ise her ikisinede.
Ekol ismi olarak Nuith; hatta Ana tanrıça inancıda
diyebilirsiniz.
Ve sorduğunuz için teşekkürler.
Yukarda da görüldüğü gibi, benim tarafımdan bir isme ihtiyaç
duyulduğu için kendilerine Nuith ekolü ya da "Ana Tanrıca inancı"
isimlerinden birisini uygun görüyorlar fakat bu konu aceleye getirilmiş birşey olduğu için, onları belli bir isimle tescil etmiş
olmamak için ben aşağıda "Birinci ekol" ismi ile anlatmayı tercih

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
ediyorum.
Çoğu ya düzgün sayılabilecek bir aile hayatına veya düzgün bir ilişkiye sahiptirler. Yani sıradan vatandaşlardır ve her birinin
kendisine göre ayrı ve normal bir sosyal hayatı vardır. Öyle klan halinde yaşamazlar. Büyük toplantılar yapmazlar. Ayin, ibadet ve
benzeri şeyleri de yoktur (Bildiğim kadarıyla). Satanizm'i mantık ve edindikleri bilgiler sonucunda benimsemiş kimselerdir. Düşünce
tarzları kitabımızın ilk bölümlerinde söz edilen Gnostik inançlara benzer. Fikirleri ve inançları bana verildiği kadarıyla aşağıda
özetlediğim şekildedir.

İnanç veya görüşleri Feminizm'e daha yakındır. Günümüz




dinlerinden önceki Tanrıça tapımı ile ilgilidir.

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
İddialarına göre Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık'taki Bildiğimiz Tanrı, gerçek tanrı değildir. Gerçek Tanrı olmadığı gibi insanı yaratan da o değildir.


İnsanın gerçek tanrısı bugün bize Şeytan ismi ile tanıtılan güçtür


ve Şeytan kasıtlı olarak kötü tanıtılmaktadır. Aslında Şeytan iyiliğin, barışın, ruhsal dinginliğin, sarhoşluk ve cinselliğin
Tanrısı'dır ki, bütün bunlar üç dinin Tanrısı tarafından
yasaklanmış ya da en azından onun hoş bakmadığı şeylerdir.
Tanrı, yani üç dinin tanrısı, aslında gazabın, savaşın, öldürmenin,
kanın, baskı ve depresyonun kötü tanrısıdır. Bu sayılan şeylerle
ve bu şeylerin oluşturduğu yoğun, ağır ve kötü ruhsal enerji ile beslenir.
Savaşlar ve saldırgan düşünceler Kötü tanrının beslenmesine yarar. Tanrı için adam öldürmek, savaşmak ve tanrı için yapılan
savaşlarda ölmek bu Tanrı'nın emri ve isteğidir ve bu da alenen insan kurbanı istemenin değişik bir şeklidir.
Bu fikirlerinden dolayı, Birinci ekol adıyla sınıfandırdığım bu toplum
her türlü kavga ve saldırganlık düşüncesine karşıdırlar. Hatta bütün
Satanist ekollerin hoşgörü ile baktığı büyü ve büyücülük gibi şeylere
de karşıdırlar. Bu konudaki fikirlerine göre:
Büyü iyi amaçla ya da aşk büyüsü olarak yapılsa bile bir insanı baskı altına almaktır. Hele kötü amaçlarla, birisine zarar vermek,


lanetlemek için yapılırsa hangi enerji kullanılırsa kullanılsın yani isterse Şeytan'a yönelik, ve Şeytan'dan enerji çeken bir büyü
olsun hiç farketmez, mutlaka Tanrı'yı besleyecek saldırgan ve kötü düşünceler ve ruhsal enerjiler üretir. Bu yüzdendir ki, Kuran'




ın Bakara suresinde, Tanrı, insanlara büyü öğretmek için
Babil'e iki melek gönderdiğinden bahsetmektedir. Yani hem
yasaklamakta, hem teşvik etmektedir.
.

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
RAMAYANA
Önce Ramayana hakk


ında bilgisi olmayan okuyucular için onun ne
olduğunu kısaca anlatıp, sonra Birinci ekolün görüşlerine geçmem daha uygun olacaktır. Çünkü Ramayana ülkemizde Doğu mitolojilerine
meraklı birkaç kişi, UFO'larla ilgilenenler ve bazı spiritüalistler haricinde kalan kimseler tarafından pek bilinen birşey değildir.
Ramayana özgün olarak Sanskritçe yazılmış bir destandır. Günümüze
gelene kadar Hindistan'daki bütün yerel dillere çevrilmiştir.

Ramayana'nın ne zaman oluşturulduğu belli değil. Çünkü onun ortaya çıkış dönemleri Efsanelerle dolu bir dönemdir ve tarihler çok fazla içiçe girmiştir. Ramayana yazıya dökülmesinden yüzlerce yıl önce de

vardı. Kulaktan kulağa geçerek yazıya geçirilene kadar varlığını sürdürdü. En az M.Ö. 500 y



ılından beri mevcut olduğu
zannedilmektedir fakat çok daha eski de olabilir. Ramayana'nın yaratıcısı oldan şair, Valmiki de efasanevi bir kişiliktir. Dış görünüm
olarak bir kahramanlık destanı olan Ramayana'yı yirmibeş, otuz satırla özetlemem mümkündür.
Ravana adındaki kötü bir Tanrı, kendi takipçileri olan kötü cin ve demonlarla beraber bütün ışık tanrılarını yener ve hepsini kölesi
yapar. Öyle ki, mesela mevsimleri kontrol eden tanrıya emir vererek kendi yaşadığı adayı devamlı olarak bahar havasında tutabilir. Ravana
köle yaptığı tanrılara çok kötü davranmaktadır. RAMAYANA'DAKİ KURBANLAR
Rama, Ravana'nın kentini ve tabii kalesini, ordusu ile kuşatır.


Ravana'nın bir oğlu vardır ve adı Indrajit'tir. Bu isim ona tanrıların
en güçlü savaşçısı olan Indra'yı yendiği için verilmiştir ve İndra'yı yenen anlamındadır. Indrajit Rama'nın ordusuna saldırmadan bir


gece önce "Nikumbhila" ayini adı verilen korkunç bir ayin yapar. Bubüyü sayesinde görünmez ve yaralanmaz olacaktır. Ayin için ormana
çekilir ve sabaha kadar binlerce hayvan kesip, kurban ederek ayin yapar.
Destan, kesilen kurbanların bedenlerinin dağlar gibi yığıldığını,
kanlarının nehirler halinde aktığını ve feryatlarından bütün ormanın
inlediğini anlatır.
Ramayana destanına UFO'cular da büyük önem verirler.
Çünkü,destanda, uçan daire benzeri savaş arabalarından, bu arabalardaki
radar sistemlerinden, görünmezlik kalkanlarından, güdümlü, ısıya
ve/veya harakete duyarlı roketlerden, nükleer bombalardan veya
daha doğrusu bütün bunları çağırıştıracak şeylerden de
bahsedilmektedir.
Destandan bu kadar bahsetmek yeter. Şimdi Birinci ekolün bu
konudaki görüşlerini inceleyebiliriz.

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Ravana, Rama'nın, Vişnu olduğunu bilmese bile, Vişnu'nun ona dost olmadığını bilir. Aslında ona hiç bir saygısı da yoktur. Pekiyi o zaman bütün bu kurbanlar kime, hangi tanrıya kesildi? Yani Ravana ve oğlu kendi kendilerine mi kurban kestiler? Evet. Kurban bir tanrıya adanan, ondan istekte bulunmak için kesilen
kurban değildi. Sadece kan ve ölüm enerjisi üreterek bundan güç
sağlamak için yapılan öldürmelerdi. Buradaki kurbanlar, tanrının yani İndrajit'in kendi beslenmesi ve güçlenmesi içindi.
Buradan yola çıkarak Kan ve ölüm enerjisinin bazı tanrıları beslediğinin binlerce yıl önce bile bilindiği fikrine varabiliriz.



Ramayana'dan yola çıkarak destekleyebileceğimiz ikinci fikrimiz
de şudur: Rama ile karısı cinsel enerji üretiyorlardı. Onların
sevişmeleri sırasında bütün ormanının ışık ve renk içinde kaldığını destan anlatmaktadır. Ravana destana göre Sita'ya
sahip olmak ister fakat bunun ardında yatan gerçek onun cinsel enerjiden rahatsız olmasıdır ve bunu önlemek istemesidir. Vişnu
zaten bu amaçla kendisini bölüp, bir parçasını Sita yapmıştır çünkü dünyada iken bir insan kadını ile birlikte olursa Ravana'yı
rahatsız edecek kadar fazla cinsel enerji üretemezdi.


Şimdi bu tanrıları günümüze uyarlayalım. Acaba hangi tanrı Kan istemektedir? Hangi tanrı savaşmayı ve kendisi için kutsal

217
savaşlar yapılmasını ve hangi tanrı kendisi için ölünüp,


öldürülmesini istemektedir? Hangi tanrı herkesin kendisine her
yıl bir kurban kesmesini istemektedir? Hangi tanrıya kesilen
kurbanlar tıpkı destandaki gibi, dağlar gibi yığılmaktadır. Hangi tanrı cinselliği yasaklamakta, kısıtlamakta, günah saymakta yani
cinsel enerjiden rahatsız olup, zarar görmektedir?
Bunlara karşılık, hangi tanrı cinselliği serbest bırakıp, cinsel
enerjiden hoşnut olmaktadır? Hangi tanrı savaş ve ölüm değil, sanat ve bilim ve bilgiye önem vermektedir?
Burada sorulan sorulardaki, birinci tanrının hangisi olduğudur?

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
--------------------
Birici ekol çevresinde toplanan kimseler, Allah ismini ya da Esmaül Hüsna'daki, Allah'a ait bir ismi yazmaktan ve tabii konuşurken
teleffuz etmekten de pek hoşlanmıyorlar. Hatta Tanrı kelimesini kullanmamaya bile dikkat ederler. Sanırım adını teleffuz ederek bile
Tanrı'ya enerji vermek istemiyorlar ve yazılarında gazabın tanrısı,
Öbür taraf veya benzeri sıfatlar kullanıyorlar.
Serbest cinsellikten yanalar. Cinsel enerjinin Tanrı'ya zarar
verdiğini ve cinselliğin bu yüzden kısıtlamalar altında olduğuna inanıyorlar. Bu görüşleri zaten yukardaki Ramayana ile ilgili
bölümde vurgulanıyor. Belli bir siyasal görüşleri yok, daha doğrusu şeriatçı bir islam devleti olmasının dışında dünyayı kimin
idare ettiğine aldırmıyorlar.

--------------------
Birinci ekolün,


İkinci ekol gibi fikirlerini ulu orta dağıtmasalar bile bana gönderdikleri düşüncelerinden bazı ıklayıcı alıntılarla bu bölümü kapatıyorum. Öncelikle cinsel özgürlük; ama ardından sadakatten de söz
etmek gerekiyor. Cinsel özgürlük adına acı yaratmak yanlış. Acı,
sadece O'nu (Tanrı) besliyor. Hem eş, çocuk kadar kutsal. Ama
bu eş ile birlikte çok eşli olunmayacağı anlamda değil. (Tabii becerebilenler için bu) Seks dostluğun da başlangıcı. Ya da
dostlar arasında paylaşılacak en güzel olgu. Seks suçlarını yaratan seksin kötü olması değil, seksin baskı altına alınmış olması.

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
--------------------
Serbest oldu ğunda tertemiz bir duygu. Keyifli, dost, rahatlatıcı, acı giderici, barıştırıcı. Homoseksüel / biseksüel /

heteroseksüel... her nasıl olursa. Eş yokken kendi başına.
Fahişelerle en ayaküstü yapıldığında bile en azından saçilen
fahişeye yönelik bir beğeni söz konusu. Beğeni de pozitif enerjinin ilk uyanışlarından.
Sonra anlayış; diğer yanağını çevirmek değil. Biraz sakince
beklemek ve hata yapanla, onun yöntemini kullanmadan çarpışmak. İntikam değil; çünkü Müntekim onun (Tanrı) adı. Hak
aramak değil; çünkü Hak da onun adı. Dostluk ve paylaşma.
Olumlu düşünmeye çalışmak; ama felsefe benzeri derin şüncelerden kaçmak; çünkü düşünceler onun askerleri. O bir
hava tanrısı. 4000 yıldır, hep hava tanrısı olan baştanrılar O'dur.
Ve hava kartı Tarot'ta bile bela yaratandır ve akıldır. Ve neşe.
Bu da çok önemli. Gülmek. Zorlanarak da olsa. Tanrıçanın gülüş ve
aşk (seks) tanrıçası olmasının ardındaki mesaj onun kahkaha ve
cinsellik olan yerde var olamaması.
Dişiler için en büyük erdemler: Seksi olmak, ana olabilmek,
besleyici olabilmek, temizlik. Erkeğe saygı; çünkü o erkek
tanrının tezahürü. Erkek için en büyük erdem: Kadına saygı;
çünkü o yaratışın fazlasını taşıyan ve erkeğin yarısı olan (XX, XY kromozomu meselesi). İnsana saygı; çünkü herkes tek bir
bütünden bölündüğü için sonuçta ikiz.

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Hackeder

avatar
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
Kadınların en önemli eylemlerinin seks enerjisini uyandıracak gibi davranmaları; çünkü O'nu yenecek olan cins kadınlar. Kadınlar üstün değil, sadece daha az hükmediliyor onun tarafından. Bu nedenle anaerkillik.
Ve güçlü olmak: Zamanı gelince (ki bu zamanın geldiğini anlamak bilgelik işidir) ezilmemak, karşı koymayı bilmek, sahip olunanları
korumay ı becermek. ve en önemlisi: Bunu yaparken O'nu uyandırmamak. O en çok savaşlarda yaşar.


Son bir mesaj: Onu yenmenin bir yolu neşe ve cinsellik ise, diğeri
ise korkuyu yenmek. Plan yapmamak, günlük yaşamak, düzen'den statükodan kaçmak; değişimi doğal karşılayıp, güvenliğe sığınma
adına değişime direnmemek.
Evet, Birinci ekol olarak isimlendirdiğim ekol hakkında söyleyebileceklerim, elimdeki bilgilerin kısıtlı olmasından dolayı şimdilik bu kadardır.



Devam Edecek...

Kullanıcı profilini gör http://blacked.darkbb.com

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön  Mesaj [1 sayfadaki 1 sayfası]

Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz